PsiNossa 49: Yalnızlık ve Kalabalık

Bu sayıda “Yalnızlık ve Kalabalık” teması etrafında hem akademik birçok yeni bilgi öğrenebileceğiniz hem de günlük hayattan izler bulabileceğiniz yazılarla karşınızdayız. Kitap köşesinde Albert Camus’dan bir yalnızlık anlatısı olarak Yabancı’nın,  film köşesinde ise feminizm deyince ilk akla gelen fimlerden Suffraget’in analizini bulabilirsiniz! Çeviri ve tartışma köşesinde konuya dair değişik argümanlar, röportaj köşesinde Dr. Leman Korkmaz ile hoş bir sohbet, STK köşesinde ise YANINDAYIZ Derneği söyleşisi sizi bekliyor. PsiNossa’ya ulaşmak için TPÖÇG’ün sayfasını ziyaret etmeniz yeterli.

Keyifli Okumalar!

 “1945’lere kadar Alman Edebiyatı içinde yer bulan ‘’Einsamkeit’’ kelimesi ‘yaşamın günlük sıkıntılarından gönüllü olarak çekilmek’’ anlamına geliyordu ve olumlu çağrışımlara neden oluyordu.” (Yüzer, 2019)

 “Tek başına kutlanamayacak kadar özel ve kim olduğunu hatırlatacak kadar da güçlüydü.”

“Yalnızlığın acı veren, elimizdekileri alıp götüren etkisi belki de genetiktir.”

“Zaten uygarlıkları oluşturan da insan ve onun yalnızlık korkusu değil midir?” (Akın, 2019)

“Kollektivist kültür içinde gelişen insanın kendi benliğini ne ölçüde başkalarına bağlı olarak nitelendirdiği, yalnız kaldığında yaşayacağı korkuyu biçimlendirir. (Vardi, 2019)

“Ve son olarak bol virgüllü bir tavsiye: Aslında kontrol altında tuttuğunuzu düşündüğünüz hayatlarınızın kontrolünüz dışında gerçekleştiğini, hatta geriye gerçek bir hayatınızın kalmadığını, ait hissedeceğiniz gerçek bir yapının olmadığını, hem kendinize olan saygınızın hem de etrafınıza olan saygınızı yitirdiğinizi deneyimlemeden önce gelin fotoğraflarınıza #NoFilter yapmak yerine hayatlarımıza yapalım ve hayatımızı olduğu gibi tüm doğallığıyla yaşayalım. (Canpolat, 2019)

 “Yalnızlık bu dünyada kalkanı olmayan savaşçı olmaktır. Kimseyi tanımadığın bir sınıfta bir köşede oturmak, birisiyle sahilde otururken başka birisiyle oturmanın özlemini çekmektir yalnızlık.” (Akıncı, 2019)

 “Kendimizi zaman zaman fazlasıyla yalnız hissetsek de insanın doğası gereği kimse kendi başına yaşayan bir ada değildir, tamamıyla kendi elementleriyle saf bile değildir.Peki ruhsal hastalıkların içindeyken yalnızlık bize aynı şekilde cazip görünüyor mu? Yalnızlığı kucaklıyor muyuz yoksa kalabalığa mı sığınıyoruz? En önemlisi terapi sürecinde yalnız başımıza mı mücadeleyi devam ettirmeliyiz, bu seçenek bizi daha mı güçlü kılar yoksa çevremizden alabileceğimiz destek bizi tedavi sürecinde ileriye mi götürür? Bu yazı bu sorulara genel perspektifte bir cevap arayacak.” (Kara, 2019)

“Kontrol edemeyeceğimiz durumlarda suçu üzerimize yıkmamayı, var olan durumu kabul etmeyi öğrenmeliyiz aslında. Bazen yalnızlığı kucaklamadan işin içinden çıkamayız çünkü.” (Gürses, 2019)

“Başka bir deyişle yalnızlık duygusu tek başına olmakla ya da etrafınızda ne kadar insan olduğuyla değil ilişkilerinizin kalitesiyle ve derinliğiyle ilgilidir.” (Karabulut, 2019)

“İnsanlar, daha çok romantik ya da cinsel partneri olmadığı zaman kendilerini ‘’yalnız’’ olarak nitelendiriyor. Sizce yalnızlık sadece, ya da çok büyük ölçüde, biriyle duygusal ya da fiziksel bağ kuramamakla mı ilgilidir?” (Cesur, 2019)

“Derneğiniz için ilgi çekici bir isim olarak Yanındayız ismini seçtiniz. Bu ismin dernek kurucuları için farklı bir anlamı var mı? Yanında olduğunuz kitle tam olarak kimdir?” (Kıran, 2019)

“Benim anlatacak bir şeyim yok aslında.” cümlesinden sonra o kadar çok şey geliyor ki tek başına bir odada yaşayan bir insanın dahi ne çok anlatacağı vardır diye düşünüyorsunuz. (Keklikçioğlu, 2019)


“Ama bir yazar, karakterine, yazdıklarına ne kadar yabancı olabilir ki? Camus’nün yarattığı bu kimlik, toplumdan her yönüyle sıyrılmış, toplumun istediği kalıba girmeyi reddetmiş, dışlanmış, kendi bencilliklerine gerekçeler bulan ve en önemlisi yalnız bir karakter.” (Akın, 2019)



 “Mantığı ona der ki: Sessiz ol. Ne duyuyorsun ? O da der ki : Ayak sesleri duyuyorum. Onlarca, yüzlerce, binlerce kişi, bunu bu şekilde yendi. Onlar, senin izinden gelecek olanların sesi.’’ (Keşan, 2019)

“Sahip olduğun aşk ve benliğin sana yeteceğini hisset. Daha fazlasına ihtiyacın yok, hiçbir zaman olmadı.” (Yücel, 2019)

 “Önce paha biçildi insanın emeğine. Sonrasını hepimiz sadece izledik. İzledik ama göremedik o diğerlerini ya da görmezden geldik.” (Akiş, 2019)

*Çizim Neslinur Girişgin’e aittir.

Soru ve görüşleriniz için: Dergi@tpocg.net

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir