Oku-İzle-Dinle: Şubat Ayı

TPÖÇG Blog; Şubat ayı film, kitap ve müzik önerilerini iftiharla sunar 🙂

 


 

Film Önerisi – Soraya’yı Taşlamak

Fransız asıllı İranlı gazeteci Freidone Sahebjam’ın aynı isimli kitabından uyarlanan gerçek olmasına
dayanamayacağımız fakat bugün bile yaşandığını bildiğimiz gerçek bir hayat öyküsünü konu alan bir
film; Soraya’yı Taşalamak.
14 yaşındaki bir kızla evlenmek ve 2 oğlunu alıp şehre taşınmak isteyen Ali, karısı Soraya’dan
boşanmak istiyor çünkü evlenmek istediği kızın zengin ve doktor olan babasının bundan sonra onlara
bakmak için tek şartı kızının tek eş olması fakat Soraya 2 kızı ve kendisine bakmak için maddi imkanı
olmadığı için boşanmayı reddediyor. Soraya’dan kurtulmanın tek yolunun ona iftira atarak recm
ettirmek olduğuna karar veren Ali sözde molla ile bir plan hazırlayarak eşine iftira ediyor. Kocası
tarafından iftiraya uğrayan güçlü ama kanun karşısında haksız kalan Soraya’nın taşlanarak
öldürülmesini anlatan bu hayat öyküsü yine çok güçlü bir kadın olan halası Zahra’nın çabasıyla tüm
dünyaya anlatılıyor.
Eğer filmi izlemeye karar verirseniz, bugüne kadar birçok haliyle karşı karşıya kaldığımız o kadınların
en güvendiği erkekler tarafından ihanete uğradığı ve ezildiği hikayenin çok acımasız bir versiyonunu
izleyeceksiniz. Zahra’nın Freidone söylediği şu sözü de iliştirmeden geçemiyorum. “Teybini çıkar.
Burada kadınların sesi önemsenmez, sesimi alıp götürmeni istiyorum.”
Kamu spotu: Peçeteleri hazır tutunuz.

Hazırlayan : Büşra Böyükgöz

 


 

Carlos Maria Dominguez- Kağıt Ev

 

Bluma Lennon, bir kazaya mı yoksa bir şiire mi kurşun gitmişti? Kitap okumak ne kadar tehlikeli olabilirdi ki, işte bunların cevabı Carlos Maria Dominguez’in kaleme aldığı ‘Kağıt Ev’ kitabında yer alıyordu.

Eğer siz de kitabı boş zamanlarda fırsat bulduğunuz bir eylemden öte, amacınızın ta kendisi olarak görüyorsanız Kağıt Ev tam sizin için kaleme alınmış bir kitap. Okurken bol bol altını çizip düşünmenize fırsat tanıyacak bu güzel kitap da her şey Bluma’nın arabanın altında kalıp ölmesiyle başlar. Herkesin aklındaki tek soru Bluma’yı bir araba mı yoksa edebiyat mı öldürmüştü?

Bluma’nın ölümünden bir yıl sonra Bluma’ya bir kargo gelir ve kitapta olayları anlatan kahramanımız kargoyu açar kimden geldiği belli olmayan bu kargonun içinden, ilk sayfasında Bluma’dan Carlos isimli bir adama ithaf bulunmaktadır. Carlos kimdi? Bluma ile nasıl bir ilişkileri vardı? İşte tüm bu sorulara cevap aramak için hikayenin peşine düşen anlatıcımız bakalım bu yolda nelerle karşılaşacak? Bluma’nın ölümüyle tanıştığımız bu kitapta bir anda kendimizi Carlos’un hayatında buluyoruz. Carlos kulaklarımıza “kitapların ölümcüllüğünü” fısıldarken bir anda kendimizi kitabın son sayfasında buluveriyoruz. Okuyucunun tadını damağında bırakan bu yolculukta Carlos’un hayatına eşlik ederken bir yandan da kendimizi sorgulamaya sebep olan Kağıt Ev, kalın ciltli kitapların arasında kaybolmuş bir hikaye olmaktan çıkıveriyor. İyi okumalar.

Hazırlayan: Gizem Erdoğan

 


Bol bol okuyun, izleyin, dinleyin diye 🙂

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir