Ne Garipmiş

Ne garip şeymiş ayaklarının yürüyememesi. Ayaklarının istemediğin şeyden istediğin şeye zorla yürümek istemesi ne garipmiş. Anlamlandırmaya çalıştığın her aşamanın, aslında beyninin bir köşesinde cevaplı olduğu gerçeği ne garipmiş.

Başını koyduğun yastıkla aldığın kararların sadece sana ait olduğunu, can attığın her evrenin sadece sana has olduğunu ve gücüne giden her şeye sebebiyet verenin sadece sen olduğunu bilmen ne garipmiş.

Gücünün yettiği her güçlüğe, öcünün bittiği her öce kalkıştıran bütüncül haykırışların ne garipmiş.

Basit cümlesel paradigmaların veyahut istenilen basit varsayımların sonucunda istenmeyen biri olmaya çalışmak ne garip. Garip olanla uğraşırken, kendini kaybetmen dahasında ne kadar da garipmiş.

Offff deyişlerin, öp deyişlerle yer değiştirmesi ve ıslak vücutların arasında saklanırken kendini keşfetmenin acizliği ne kadar da garipmiş.

Kendini keşfettiğinde, olmayan seni gördüğün bütün savaşlarının sana çıkmayan bir yolda yaşanabilme olasılığı ne garipmiş.

Bana ben, sana ben, bize ben dedirtmenin gerçek merkezcilikle bağının anlaşılması ve sonrasında gerçek senin gerçek bize zarar verdiğini varsaymaları aslında ne garipmiş.

Bir bütün içinde yaşamaya çalışmanın zorluğunun, bir tütün arasına serpilmeye maruz bırakıldığı iğrenç trans durumu ne garipmiş.

Ne mi garipmiş?

Yalan ile dolananın, yalan dolan hayatı size dolan bir su bardağını andırınca, solan hayallerin soran mahallere güç cevap vermesi çok garipmiş!

Uyumak için kapadığın gözlerinin, uyuma endeksli basit bir ihtiyaç vaadinden kaynaklandığı belirtmesi çok garipmiş.

Sinsi insanların, sihri davranışlarına karşılık verirken akli mücadelelerinin haklı gerekçelerle ertelenmesi söz konusu olduğunda ortaya çıkan durum çok garipmiş.

Ne garip şeymiş yazarken düşünmek. Ne yazacağını, nasıl yazacağını, aslında yazmak istediklerini. Düşünmek ne garipmiş, sayısız ahmağın yapamadığı o ideaları kağıda dökmek ne garipmiş.

Gözlerinin alamadığı uykuya rağmen, kalbinde sakladığın gerçekleri yüze vurma olasılığının çirkinliği ne garipmiş.

Kurduğun devrik cümlelerin içinde saklanan derin anlamları anlamaya çalışırken istenmeyeni anlayan şahsın kör umudu da garipmiş.

Hak yiyenlerin, har yanacakları; kör gezenlerin, kör bakacakları; son gülenlerin iyi gülecekleri zaman dilimlerine olan bakış açısı da çok garipmiş.

Ümitsiz, fakir, sefil ve evsiz olan garipmiş. Sıkıntıdan ter döken alınları, parlayan çocuk umuduyla satılan mendillerin içine sığınırken, bilinmeyen anıları pek garipmiş.

Söğüdün dalı incinirken öğüdün falı darbe yermiş. Garip.

Yiğitin nalı incinirken, giydiğin değişirmiş. Çok garip.

Emeğin halısı incelirken, ekmeğin büyürmüş.

Daha garip.

Feleğin şaşı delirirken, taşın aşı dellenirmiş.

Daha da garip.

En garibi ise insan olmaya çalışırken İhsan da olabilirmiş.

Ne garip değil mi?

Yazar: Hacı Evren

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir