Lahza

İçimdeki apayrı benliklerin savaşı bitmiyor… İfadesi mümkün mü, onu bile bilmiyorum. Böyle bir insan olmak istemiyorum dedikten hemen sonra nasıl bir insan olduğumu tanımlayamadığımı fark ediyorum. İdeal benliğim her geçen gün bir adım daha uzaklaşıyor benden. Geçen günlerin faniliği, keyif almaktan çok boşvermeye teşvik ediyor beni. Boşvermek ise keyif almayı içermeli… Başaramıyorum. Sanki binlerce ben var ve her gün kavga ediyorlar. Çıkış yolu olarak gördüğüm her yolun sonu çıkmaza varıyor. Anlamlandırma çabalarım gitgide anlamsızlığa, hayatım da doğru oranla gitgide çıkmaza sürükleniyor. Sığlığa olan düşkünlüğüm günden güne artarken, her geçen gün daha da uzaklaşıyorum ondan. Bir intihar mı, bir imtihan mı yaşadığım? Yoksa kibirli bir farkındalık halinin yarattığı, elit ve varoluşsal bir sancı mı çektiğim? Sanmam.


Gün ağaracak birazdan. Düşünüyorum da, hep mutsuzken sığınıyorum yazmaya. Belki de bundandır bazen hiç mutlu an’ım olmadığını sanışlarım. Ötekilerdeki kayıtsızlığa da çok imreniyorum kimi zaman. Keşke diyorum, benim de onlar gibi sinirim ağır bassa da, ağzımdan çıkanı kulağım duymasa. Sahi, benim neden hep sevgim ağır basıyor? Daha çok sevdiğimden mi yoksa? Yok, övünmüyorum asla. Bir yazıda okumuştum bir defa, en az umursayanlar en iyi uyuyanlardır diyordu. Haklı. Gün ağaracak birazdan, sanki milyonları aydınlatırken beni sonsuz bir karanlığa gömecekmiş gibi hissettiriyor bana. Halbuki ne de güzel sığmıştı boşluğa eksiksiz. Beklentiye girmeden olacakları kabul edebilseydim eğer bu denli acıtmazdı belki de. Lakin hayatın geri kalanında aklımın bir köşesinde pasif halde bulunan tüm olumlu düşünceler bu konuda aktif olmaya çok meyilliler. En olmayacak şeyin binde birlik olma ihtimalini gösterme gayretindeler. İşte tam da bu yüzden belki de yaşadığım iç çatışma günden güne bitiriyor beni. Sevmenin kendisini mi yoksa seven halimle kendimi mi seviyorum? ‘Ben’ derken kimi kastettiğimi bile bilemiyorum çoğu zaman.


Zaman; bir tek bu kavram fazlaca duraklatıyor bilinç akışımı, hiç sahip olmadığımız ama hep sahip olduğumuzu sandığımız, kilitlendiğimiz ve aynı yerden sağılım yaşadığımız. Onun varlığı kanıtlanamıyor ama bir ruha sahip olduğu kesin. Zamanın ruhudur belki de anlamlandıramadığımız. Keşke diğerleri de bilse hayatın an’lardan ve anı’lardan ibaret olduğunu. Anlaşılmak olmamalı kaygımız, duyguların ortak paydasında buluşmalıyız.

Lahza: Zamanın bölünemeyecek denli kısa bir parçası, an.

Yazar: Yasemin Toraman

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir