Küçüğe Dokunma!

Yazı yazmak, hele ki belirli bir kitleye hitap etmek beraberinde birçok sorumluluk yüklüyor omuzlarınıza. Öncelikle objektif olmalısınız, belirli bir kitleye veya kendi desteklediğiniz düşünceye mensup insanlara değil, genele hitap etmelisiniz. Olaylara birden fazla açıdan bakmayı bilmeli, işlediğiniz konuyu bütün yönlerinden ele almalısınız. Kelimelerinizi dikkatli seçmeli, okuyucularınızın kafasında olumsuz bir imge canlandırmamalısınız. Konunuzu dikkatli seçmelisiniz.

Bu yazıda bu kurallara uymayacağım. Çünkü bir kitleye hitap etmenin bana verdiği temel sorumluluk aynı zamanda farkındalık yaratmaktır. Böyle bir konuda farkındalık yaratmak ise objektif bir bakış açısıyla yapılacak şey değildir.

Çocuk İstismarı Hastalıktır

Her yerdeler. Her yerdeler ve hastalar. Her gün onların gözlerinin içine bakıyoruz, her gün onlarla konuşuyoruz ve her gün belki de onların kirli ellerini sıkıyoruz. Bizler ki onlara arkadaşım, dostum, ailem diyoruz, onlar ki küçük bedenlerde en ilkel duygularını tatmin ediyorlar, utanmadan bakıyorlar gözlerimizin içine. Yolda yürürken, köşe başında otururken, eğlenirken, gülerken, pencereden dışarı bakarken görüyoruz onları. Her yerdeler. Her yerdeler ve hastalar.

Kendi bahaneleri var onların, çok verimli çalışıyor kafaları. Onlar için kendini aklamak, on üç yaşındaki bir kız çocuğuna saatlerce tecavüz etmek kadar kolay. Kimisi çıkar der ki “Karşının da rızası vardı”, kimisi evleneceğini söyler, sevgisiyle açıklar yaptığını.

Onlar çok vicdanlı, çok ‘pişman olurlar’ olay sonrası. Öyle pişman olurlar ki, kurbanın ailesine bile bakarlar, varsa paraları. Okuturlar en güzel okullarda, ev kirası ise cabası.

Bazıları var ki büyük insanlar. Kimisi hakim, kimisi avukat, bazısı vali ve yardımcısı. Biz yanlış anlamışızdır elbet veya her şey çocuğun yalanlarından ibaret. Okumuş adam, büyük adam hiç böyle şey yapar mı?

Onlar çok şanslı. Yargılanacağı değil, kurbanının gözlerine bir kere daha bakıp tatmin olabilecekleri bir yer onlar için mahkeme salonları. Yaptıkları pisliğin zerresi etmez onların cezaları. Malum karara etki etmiyor salondaki çocuğun gözyaşları. ‘İyi hali’ var bu işin, bir de adli tıbbı. Yirmi altı kişi bile tecavüz etse, kimi zaman çocuğun aleyhine çıkıyor bu kurumun kararı. Yasalarla da destekleneceklerdi ama aksilik çıktı, olmadı.

Onlar çok istikrarlı. Öyle ki zaman geliyor, hedeflerine ulaşmak için kullanabiliyorlar çocuklarımızı geleceğe yetiştiren, güneşten daha parlak ışık saçan, sarı, en sarı(!) vakfı.

Onlar vicdanlı, onlar istikrarlı, onlar şanslı, onlar düzgün giyimli, onlar mahkeme salonlarının iflah olmaz müdavimi. Ama insan değiller. Hastalar. Hastalar ve her yerdeler.

Çocuklar mı?

Onlara söylenen tek bir kelime var. Kimilerine sadece tecavüzcüsü söylüyor bu kelimeyi, kimilerine tecavüzcüsü ve ailesi.

Sus… Sus… Sus…

SUSMA!

YAZAR: Berkay ÇAKMAK

 

 

Berkay Çakmak

TPÖÇG Blog Yazarı | Başkent Üniversitesi Psikoloji Öğrencisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.