(Bu yazının okunma süresi yaklaşık 2 dakika sürmektedir.)
Hayat bazen çok hızlı akar. Sorumluluklar, gelecek planları ve her gün yetişmeye çalıştığımız
o bitmek bilmeyen tempo arasında insan bazen durup nefes almayı unutur. Zihnimizin içi hep
bir sonraki adımın planlarıyla,
“acaba”larla ve yarının getireceği tatlı telaşlarla doluyken, tam
o karmaşanın ortasında birinin varlığı hayatımıza sızar. İşte o an aranızda kurulan o
görünmez bağ, fiziksel temasların çok ötesinde, insana uzun zamandır aradığı o zihinsel ve
duygusal hafifliği, o saf iç huzurunu getirir.
Birinin hayatımızdaki varlığının en güzel yanı, getirdiği o tarifsiz güven ve dinginlik hissidir.
Günün tüm koşturmacasından sonra onunla sadece aynı frekansta olduğunuzu bilmek, yan
yana veya uzakta fark etmeksizin sadece orada olduğunu hissetmek, zihninizdeki bütün
gürültülü düşünceleri bir anlığına susturur. Göz göze geldiğiniz o sıradan an, karmaşık hiçbir
şey barındırmaz; sadece “buradasın, buradayım ve her şey yolunda” diyen yumuşacık bir
pozitiflik yayılır içinize. Dünyanın bütün karmaşasına, gürültüsüne ve hızına karşı birinin
dünyasında dinlenebilmek, bu hayatın insana verebileceği en naif, en güzel hediyelerden
biridir.
Bu bağ, insanı tüketen ya da sürekli bir belirsizlik barındıran o yorucu, fırtınalı duygulardan
çok uzaktır. Tam tersine, hayata karşı içimizi umutla dolduran, motivasyonumuzu tazeleyen
ve bizi kendimize daha çok yaklaştıran şefkatli bir limandır. Birinin hayatınızda olması,
kendinizi bu koca dünyada daha az yalnız ve daha çok anlaşılmış hissettirir. Onun varlığı,
hayatın zorluklarına karşı attığınız adımları daha emin, geleceğe bakışınızı çok daha iyimser,
renkli ve umutlu hale getirir. Size sadece yüklerinizi unutturmaz, onları taşıyacak o tatlı gücü
de kalbinize fısıldar.
Bu görünmez bağın yarattığı olumlu etki, sadece o kişinin yanındayken değil, günün geri
kalanında kendi başınızayken de sizinle yaşamaya devam eder. Masada tek başınıza
çalışırken içinizde hissettiğiniz o taze enerjinin, hayata karşı duyduğunuz o yapıcı, yaratıcı
motivasyonun kaynağı olur. Doğru bir sevgi ve bu güvenli bağ, insanın içindeki üretkenliği,
neşeyi ve en önemlisi de yaşama sevincini besler. Hayatın en yoğun, en belirsiz
dönemlerinde bile, böyle sakin, güvenli ve insanı ruhsal olarak yukarı taşıyan birinin varlığı,
yürüdüğümüz yolu her zaman daha güzel ve daha yürünür kılar.
Çünkü bazen hayatın tüm yükünü omuzlarında taşımaktan yorulan bir kalp için en
büyük mucize, sadece varlığıyla içindeki fırtınaları dindiren ve ona yeniden derin bir
nefes aldıran o naif ruhun sessizce hayatına dokunmasıdır.
Genel Sekreter’in Kaleminden: Dilşad Top