ENDÜSTRİ VE ÖRGÜT PSİKOLOJİSİ RÖPORTAJI UZAY DURAL ŞENOĞUZ

1)    Endüstri ve Örgüt Psikolojisi alanlarını ayrı ayrı mı ele almamız gerekir?

Endüstri ve Örgüt Psikolojisinin iki ana yaklaşımı var. Biri Endüstri Psikolojisi, diğeri Örgüt Psikolojisi. Alandaki kitapların da bu iki ayrımı vurgulayarak yapılandırıldığını görüyoruz. Endüstri Psikolojisi daha çok; işe alım, performans değerlendirme gibi iş ortamındaki süreçleri ele alır. Örgüt Psikolojisi; güdülenme, liderlik, adalet algıları; kişiler arası güven ve süreçleri, grup süreçleri gibi sosyal psikolojinin konularının daha çok örgüt ortamında uygulanmasını içerir. Aslında ikisinin farklı bakış açıları var. Biri diğerinden daha üstün olmamakla birlikte, bu alanda çalışan insan ikisini de bilmeli, ama günümüzde birinde uzmanlaşması bekleniyor. 

2)    Endüstri ve Örgüt Psikoloğu tam olarak ne yapar?

Psikoloji lisans eğitimini tamamlayanların Endüstri ve Örgüt Psikoloğu unvanı alması için endüstri ve örgüt alanında yüksek lisans yapması ve hatta doktora yapması bekleniyor. Akademide durum bu iken iş dünyasında psikoloji lisans mezunlarımız da staj deneyimleri ve iş deneyimleriyle bu alanda çalışabiliyorlar. Bu alanlardan bir tanesi “İnsan Kaynakları”. İşe alım, performans değerlendirme veya bütçeleme sorumlusu olabiliyor. Genelde bu alanda çalıştığı zaman psikoloğun görevleri, endüstri psikolojisinin görevleri oluyor. Bir yandan da bazı şirketlerde örgüt psikolojisinin görevlerini de isteyebiliyorlar. Mesela çalışanların güdülenmesinin nasıl arttırılabileceği, çalışanların işten memnuniyeti ile ilgili eğitim vermek gibi gündemler de devreye girebiliyor. Yalnız diğer lisans mezunları da bu alanlarda eğitim alarak İnsan Kaynakları’nda çalışabiliyor. İnsan Kaynakları Yönetimi Programları buna bir örnek. Bana göre İnsan Kaynakları’na bizim alan dışından bir kişi girip etkin bir performans gösterebilse de Örgüt Psikolojisi alanında psikoloji mezunu, alt yapısıyla daha öne çıkabiliyor. Yani altyapı derken; bir sosyal psikoloji dersini almış olmak, bir klinik psikoloji kuramlarını, psikopatolojiyi görmüş olmak sahada oldukça önemli… Bir işe alım görüşmesi yaptığımızda bile belli başlı şeylere bakıyoruz. Bunlardan biri çalışanın kişiliği. Bir edebiyat veya sosyoloji mezunu da işe alım görüşmesini çok iyi yapabilir ama adayın kişiliği işe ne kadar uygun bunun değerlendirmesini yapamayabilir. Yani görüşmenin amaçlarından bir tanesi de budur ya, o kişiyle ilgili değerlendirmeler yaparız. Öznel değerlendirmeler yapıyoruz, bunu bir psikoloji mezunu alt yapısından dolayı çok daha rahat yapar.

3)    Hangi sektörlerde, hangi alanlarda, kimlerle çalışabiliriz?

Amerikan Psikoloji Derneği- American Psychological Association, APA- Endüstri ve Örgüt Psikologlarının; ne yapacağını, hangi eğitimi alması gerektiğini açıkça belirtiyor.  Bu kuruluşun alt kuruluşu olan Endüstri ve Örgüt Psikolojisi Kuruluşu (Society for Industrial and Organizational Psychology) SIOP, http://www.siop.org/) adında bir topluluğumuz var bizim. Bu kuruluşun internet sitesinde, “Endüstri ve örgüt psikolojisi nedir, bu alanda hangi çalışmalar yapılıyor, nerelerde çalışılıyor?” gibi bilgiler var. Yalnız burası Amerika’nın sektörüne, endüstrisine uygun bilgiler veriyor. Bunun bilincinde olmak lazım, ama yine de Türkiye ortamıyla üç aşağı beş yukarı örtüşüyor. Ben sana Türkiye bağlamını söyleyeyim. Yüksek lisans yapanlardan başlayayım öncelikle. Birincisi; bu alanda yüksek lisans mezunları şirketlerde, çeşitli birimlerde çalışabilirler. En rağbet göreni İnsan Kaynakları Departmanlarında, İşe Alım Uzmanı olarak çalışmak.  İkincisi, kurumsal danışmanlık verebilirler veya bu kurumsal danışmanlık firmalarında çalışabilirler. Örneğin; diyelim ki kurumun bir problemi var, çalışanların motivasyonu düşük. Kurum şunu diyebilir; “Ben bünyemde psikolog çalıştırmak yerine, bir sorun yaşadığımda danışmanlık şirketlerine gideyim ve buralardan yardım alayım.” Biz buna “out-sourcing” yani; dış kaynak tedariği diyoruz. Kurumsal danışmanlık firmasındaki psikolog dış danışmanlık alan şirkete –müşteriye- gidiyor, araştırma yapıyor; “İş etkinliğini nasıl arttırabiliriz, performansı, motivasyonu nasıl yükseltebiliriz?” sorularına cevap bulmaya çalışıyor.

a)    Bu “Gölge Müşteri” çalışmasını biz mi yapıyoruz?

Bu bize kardeş alan olan “Consumer Psychology” yani Tüketici Psikolojisinin konusu. Bu iş biraz daha pazarlama alanıyla alakalı. Yani, “Bir malı, bir ürünü, bir servisi insanlara ne kadar etkin bir şekilde sunabiliriz?” sorusuna cevap için yapılıyor. Oradaki odak nokta tüketici, müşteri. Biz ise çalışana bakıyoruz. Müşteri; evet, bizim için önemli ama bir sonuç. Biz çalışanın psikolojisini anlamaya çalışıyoruz, yani iş yerindeki insana bakıyoruz. Gölge Müşteri ayağı ise pazarlama mantığı ile bakıyor, tüketici psikolojisine bakıyor. “Müşteriye nasıl bir hizmet sunmalı, nasıl memnun etmeli, güdülenmesini nasıl arttırmalı, müşterinin memnuniyeti nasıl arttırmalı, müşteri bizi nasıl bırakmasın?” gibi konularla onlar ilgileniyor. Dolayısıyla bir gölge müşteri çalışması ayağını daha çok tüketici psikolojisinde görüyoruz.

b)    Bu Tüketici Psikolojisi alanı; şirketlerin satışlarını arttırmak, reklam, piyasaya sürme gibi satış için mi çalışıyor? Bu, Endüstri ve Örgüt Psikolojisinin alanına girmiyor mu o zaman? 

Endüstri ve Örgüt psikoloji alanının ana odak noktası bu değil, ama bir yandan haklısın; bizim      araştırmalarımızın sonuç değişkenidir bunlar. Şimdi, diyelim ki hizmet sektöründesin, psikolog olarak çalışanlara satış yaptıracaksın. Satışı arttırmak için çalışanın davranışı ve özellikle müşteri ile ilişkisi burada çok önemli. Bu açıdan iki alan örtüşüyor. Örneğin, otel yönetiyorsun, oteldeki personelin sattığı şey hizmet. Amacı müşteriye iyi hizmet edebilmek ve onları mutlu etmek. Dolayısıyla bizim alanın müşteri ayağında da yeri var. Yani kardeş dallar, örtüşen yerleri var; ama tüketici psikolojisinin alanı reklam, piyasaya sürme gibi alanlara, yani pazarlamaya daha yakın.

4)    Bu alanın maddi karşılığını, iş bulma ve kariyer yapma imkânlarını nasıl değerlendirirsiniz?

Daha önce dediğim gibi bu alandaki mezunumuz bir İnsan Kaynakları Departmanında çalışabilir. Yani maddi karşılığı bir şirkette çalışmak. Onun maaşını soruyorsan maaş konusunu pek bilmiyorum. Ama bir endüstride ve bir şirkette çalışmanın koşulları neyse onu yaşıyor. Şirket insanı oluyor, “Corporate Person: dediğimiz yani plaza insanı dediğimiz kişi olabiliyor. Danışmanlık biraz daha farklı bir süreç, danışmalık anlaşma yaptığın yerle ilgili. Çok büyük firmalara danışmanlık vererek çok daha üst düzey ücret alan arkadaşlarımız var piyasada; danışmanlıkla, eğitimler düzenleyerek. Derslerde ölçme-değerlendirme bilginiz çok önemli diyorum ya sizlere, işte bu danışmanlık süreçlerinin başında devreye giriyor. Bir psikoloğa en önemli rekabet avantajı sağlayan yanlarından bir tanesi istatistik bilgisi, araştırma yöntemlerine hakimiyeti ve ölçme-değerlendirme becerileri. Hani en başta sorduğun soru var ya, psikologların ne yapabileceğiyle ilgili; ölçme değerlendirmeyi çok iyi yaparlar. Diğer alanlara göre araştırma yöntemleri ve istatistik bilgileriyle sahadaki danışmanlık süreçlerinde başka mezunların yapamayacağı inanılmaz işler çıkarabilirler. Kariyer olanaklarının diğer bir ayağı, akademi. Bu alanda yüksek lisans sonrasında doktora yapabilir ve doktora sonrasında akademik çalışmalarda yer alabilir ve üniversitede akademisyen olabilir. 

Diğer bir olanak ise SIOP’un sitesinde devlette çalışma mevzusu yazıyor. Bizde, devlette Endüstri ve Örgüt Psikoloğu diye bir unvan yok. Psikolog unvanı var… Dolayısıyla eğer KPSS’ye giriliyorsa psikolog olarak genelde hastanelere atama oluyor. Ama bazı devlet kurumları, kendi kurum içi psikoloğu olarak alabiliyorlar. Bu, o yıl hangi kadroların açıldığına bağlı olarak değişiyor. 

5)    Bu alana hazırlanan öğrencilerin, hazırlanma süreçlerinde neler yapmasını önerirsiniz?

Bu alanda SIOP’un kuralına göre, bir Endüstri ve Örgüt Psikoloğu unvanı alınması için, lisansüstü programa girilmesi lazım. Türkiye’deki kriterlere dönersek, kriter genel not ortalaması. Hangi alanda olursanız olun ortalamayı yüksek tutun, eğer yüksek lisans düşünüyorsanız. Sahada istihdam sürecinde veya akademik kariyer düşünen öğrencileri programa alırken eğitim sürecindeki göstergelere bakıyoruz.  Ne kadar süre eğitim almış, eğitimde ne kadar kendisini geliştirmeye yönelmiş… Dolayısıyla seçmeli dersler kritik. Türkiye’deki psikoloji bölümlerinde üç aşağı beş yukarı ortak derslerimiz belli. Örneğin, hemen hemen her öğrenci Kişilik dersi alıyor. Bunun üzerine hangi dersleri aldın, Endüstri ve Örgüt Psikolojisini besleyici dersler aldın mı? Tabii bu şimdi okulla da kısıtlı; yani okul seçmeli ders açmaz, dolayısıyla kişi de alamayabilir. Öğrencileri değerlendirirken bunu göz ardı etmiyoruz. Ama buna yönelik bir çaba göstermesini öneririm. Kendi bölümünden alamıyorsa başka bölümlerden- işletme bölümleri olabilir- ders alabilir. Ekonomi dersi bile olabilir.

Kısacası, bir; genel not ortalamasını iyi tutmak, ikincisi; ek dersler, üçüncüsü; bu benim kendi düşüncem ama saha deneyimi çok çok değerli. Her zaman için söylüyorum, endüstri ve örgüt psikolojisi alanında çalışmak veya akademik kariyer mi istiyorsunuz? Gidin sahada, önce bu işin mutfağında çalışın. En alt kademelerde deneyim kazanın. Mesela otel yönetimindeki insanlara söylüyoruz, bir otel yönetimi programını düşünün. Kişi, mezun olacak ve otel yönetimine geçecek diyelim. Bu kişiye muhakkak biz house-keeping yani yatakların çarşaflarının değişmesi, tuvalet temizleme; yaptırıyoruz. Sen yönetici olacaksın belki ve bunları bir daha yapmayacaksın ama bilmen gerekli. House-keeping’i bilmen gerekli. Aşağıda, büfede çalışmış olman gerekli, restoranda çalışmış olman gerekli, resepsiyonda çalışmış olman gerekli diye tüm yönetici adaylarına rotasyonla bu eğitim verilir. Benzer şekilde endüstri ve örgüt psikologlarının da bence bunu yapması gerekli. Satışa girip satışta deneyim kazanmak, insan kaynakları departmanlarına girip buralarda stajlar yapmak… Yazın farklı alanlarda çalışmak olabilir, yani piyasayı görmek gerekli. Bu yapılamıyorsa bile derneklere girin. Herhangi bir dernek olabilir. Çünkü unutmayın endüstri ve örgüt psikolojisi belki iş yeriyle alakalı, ama örgüt psikolojisi örgütle; örgüt dediğimiz, organizasyon dediğimiz, dernektir ayrıca. Bir derneğe girdiğiniz zaman neler yapıyorsunuz? Bir liderlik yapman gerekiyor, dernekteki insanların güdülenme problemi olabiliyor, onların memnuniyeti problem olabiliyor yani o da bir örgüt. Kâr amacı gütmüyor, bir şirket değil anladığımız mânâda ama o da bir örgüt. Onu bile gözlemliyor olmanın çok büyük bir değeri var. Bu da mı olmadı, en azından kulüplerdeki faaliyetlere girin, o da bir örgütlenme. Orada organizasyon düzenlemek, bir organizasyon içinde yer almak, bir takım çalışması içinde yer almak, belki bunu yönlendirmek; bunların hepsi bir iş deneyimi aslında. 

Dördüncü olarak vurgulamak istediğim, kişinin bu süreçlerde kendisini tanıması… Benim bu alanda zayıf yönlerim neler, geliştirmeye açık yönlerim neler, pek de geliştiremeyeceğim yönlerim neler? Buna yönelik kendisini eğitmesi çok ama çok değerli. Ve belli başlı becerileri geliştirmek gerekiyor. Bu neden önemli bir örnek vereyim mi? Mesela, diyelim ki kişi endüstri ve örgüt alanında çalışmak istiyor ama insanlarla konuşurken sıkıntı yaşıyor. Utanıyor, gözlerinin içine bakamıyor. Şimdi işe alım görüşmesi yapacak ya da şirket eğitim isteyecek ondan ya da danışmanlık sürecinde ondan sunum yapması beklenilecek. Böyle bir süreçte muhakkak bu eksik alanda kendini geliştirmesi lazım. Lisans aşamasındayken bence, biraz daha iç görü kazanıp, “Hangi konularda eksiğim?” deyip geliştirmek, sırf endüstri alanı için değil diğer konularda da çok önemli. 

6)    Bu alanlarda, psikoloğun yerini veya ona verilen önemi nasıl değerlendirebiliriz? Bu alanın önü açık mı, sizce?

Bence açık. Psikoloji mezunlarının önü açık. Yalnız önem derken, piyasa ve iş dünyası performansa bakar. Yani öyle hiyerarşiye, eğitime bakmaz. Kendini çok iyi yetiştirmiştir, insan kaynakları alanında çalışmıştır ama Siyasal Bilimler okumuştur. Bu insanları öne çıkarabilir. Yani sadece psikoloji mezunu olunca insan kaynakları ve endüstri alanında çalışılıyor demek değildir. Aslında bakarsan, endüstri ve örgüt psikologlarının yaptığı işi bir sürü kişi yapıyor zaten. İnsan Kaynakları Yönetimi mezunu da yapıyor, onlar direk bu alanda özelleşiyorlar. İşletme mezunları Örgütsel Davranış alanında yüksek lisans yapıp işe girebiliyorlar. Öteki alt dallara göre diğer alanlara daha açık. Mesela anaokullarında belli kişiler çalışır. Bir İngilizce öğretmeni çalışamayabilir. Ama ben biliyorum ki sahada, endüstri alanında çalışan çok İngilizce öğretmeni vardı. Kendini geliştirmiş. Dediğim gibi rekabetçi piyasa, her zaman işi en iyi yapana bakar. Bu bir avantaj, kendimizi geliştirebileceğimiz bir sürü alan var. Bir yandan da dezavantaj, rekabet edilecek çok farklı lisans alanından insan var. Kazanç, iş olanakları diye sordun ya, aslında bu çok da daraldığını gösteriyor. Öğrencinin işinde iyi olması gerekli, iyi olmasının ötesinde diğerlerinden farklı iyi yönlere sahip olması gerekli.

7)    Bu alanın yurtdışındaki durumu ile Türkiye’deki durumunu nasıl karşılaştırmalıyız?

Tabii yurtdışında meslek yasası var. Dönüp dolaşıp buna geliyoruz. SIOP’un sayfasına baktığında “Endüstri ve Örgüt Psikoloğu kimdir, hangi yetkinliklere nasıl erişebilir?” bunlar tek tek yazılı, bunun kuralları var. Avrupa’daki birçok ülke de buna uyuyor. Ama Türkiye’de meslek yasamız olmadığı için bu işler biraz muğlak. Bu da şunu yaratıyor; “Endüstri ve Örgüt Psikoloğu bu iş yerinde ne yapar?” dendiğinde her şeyi yaparmış gibi geliyor. Siz psikoloji mezunusunuz, benim çocuğumun bir problemi var. İş yerinde çalışan psikologlara bu da gelebilir. Yani sınır çizimi çok zor; benim sorumluluğum nerede başlıyor, nerede bitiyor sorunsalı oluşuyor.  İş yerinde bu sınırlar, bir psikoloji mezunu için kaybolabiliyor.  Amerika’yı biliyorum, açıkçası Avrupa’yı çok bilmiyorum. Amerika’yla karşılaştırıldığında orada bunlar çok daha katı ve kesin. Türkiye’nin böyle bir sıkıntısı var. Ama bir yandan da iyi bir tarafı var; belli bir kısıtlanmışlık içinde çalışmayabiliriz. Yani kendimizi geliştirerek, alanlarımızı da gayet geliştirebiliriz. 

8)    Son olarak sizin eklemek istediğiniz bir nokta veya vermek istediğiniz bir tavsiye var mı?

Daha önce söyledim, tekrardan vurgulayayım. Bu alan rekabetçi bir alan ama bir yandan da gelişime açık, demin sorduğun soruya da ekleme yapayım. Psikologların rolü, yani bu alandaki rolü daha çok anlaşılıyor. Çünkü, gerçekten de daha farklı bir donanımda Türkiye’deki psikoloji mezunları, gerçekten de bizim eğitimimiz farklı. Tüm üniversitelerin eğitimini bilmiyorum, ama üç aşağı beş yukarı, derneğin de kuralları var, buna uyan bölümler benzer ve iyi eğitimler veriyorlar. Dediğim gibi bir psikoloji mezununun en büyük avantajı bu alanda ölçme ve değerlendirme, araştırma yani insanı teşhis edebilme, onu araştırabilme, bir sorun varsa bunun nedenini görebilme, ölçüm yapabilme geçerli ve güvenilir bir şekilde ve bunu analiz edebilme becerisidir. İstatiksel analiz edebilme becerisini biz bölümlerde genelde veriyoruz. Bu dersler temel yetkinlik ve rekabetsel avantaj sağlıyor psikoloji mezunlarına. Bunun yanında psikolojinin genel çerçevesine çok iyi hakim olmaları gerekiyor… Sadece endüstri dersini bilmek yeterli değil. Sosyal psikolojiyi de iyi bilmeli, klinik psikolojiyi de iyi bilmeli endüstri ve örgüt psikoloğu adayı. “İşe alım nasıl yapılır?” bilgisi çok rahat edinilir ama bunun yanında belli başlı becerileri edinmeleri gerekiyor. Görüşme nasıl yapıldığı becerisi, nasıl soru sorulduğu becerisi ya da sosyal ilişkilenmenin nasıl olabildiği becerisini geliştirmelerini öneriyorum. Bunlar olduktan ve bir şirkete girdikten sonra diğer şeyler öğreniliyor. Kısacası, bu alanda rekabet edebilmek ve iyi performans gösterebilmek için sağlam bir psikoloji lisans eğitimi temeli, analiz ve araştırma yönelimi, beceri dağarcığının geliştirilmesi ve daha lisans yıllarından itibaren staj veya çalışma yaşamıyla saha deneyimi gerekiyor.  

Hazırlayan: TPÖÇG Mesleki Bilgilendirme ve Farkındalık Platformu- Yağmur Cemre ÖZKAN

ENDÜSTRİ VE ÖRGÜT PSİKOLOJİSİ RÖPORTAJI UZAY DURAL ŞENOĞUZ” için bir yorum

  • 12 Kasım 2019 tarihinde, saat 15:26
    Permalink

    keyifli bir yazı olmuş

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir