Durunca Tren Bir İstasyonda

Vedalar..
Sonunu düşünmeden – ya da sonunu göze alarak belki de – çıkılan bütün yolların bitiminde karşımıza çıkan, bazen sevinçle karşıladığımız bazense üzülerek ayrıldığımız mekanlar, insanlar, topluluklar ve olaylardan ibaret. Mesele yolun kıymetini bilmekten geçiyor olsa gerek. Hayat böyle. Bir tren yolculuğu misali, bazı duraklarda hikayemize dahil
olan ve bizimle yolculuğa devam edenler de var; bize katabileceği her şeyi katıp birkaç durak sonra inenler de. Geri kalanlarla yola devam edip, inenlerin hatırasını taşıyarak önümüze bakmaya çalışıyoruz çoğu zaman.  Kimi zaman bir şeyler sadece diğerleriyle ilintili olduğu kadar var olabiliyorlar bizde, kimi zaman ise merhabasız ve vedasız geçen zamanlara ihtiyaç duyuyor insan. Yine de hayat bir bütün, iyisiyle ve kötüsüyle. Bizi biz yapan, tanımlarımızı kolaylaştıran, kendimize ve hayatımıza dair sorularımızı cevaplamamıza yardımcı olanların bize pozitif katkıları ve öğretileri olduğunu düşünüyoruz genellikle. Halbuki, bizi kanatarak parçalarımızı kopartanlar, bize katmak yerine bizden alıp götürenler bile sonunda alacağımız şekile katkıda bulunuyorlar aslında. O yüzden hep sevmeli insan, karşısındakinin kötü özelliklerine ‘’rağmen’’ değil de, o insanı kötü özellikleriyle birlikte bir bütün olarak kabul edip sevebilmeli. Nitekim hepimiz biliyoruz ki, bu bahsettiğimiz tren yolculuğu kin, öfke, kötülük gibi ekstra efor gerektiren negatif duygu, düşünce ve davranışlarla harcanamayacak kadar kısa.
Bu yüzden, yola çıktığının bilincine vardığı andan itibaren insan, kendi trenini kendine göre tasarlamalı. Hangi duraklarda duracağına, hangilerinden yolcu alacağına ve hangi duraklarda hangi yolcuları indireceğine karar verebilmeli. Diğer bir deyişle, kısıtlı zamanımız olduğunun farkında olarak ve keyfine vararak bu yolculuk halinin, kendi yolumuzu kendimizi çizebilmeliyiz.


Aynı Irvin Yalom’un Günübirlik Hayatlar adlı kitabında bahsettiği gibi,
‘’Şu an yaşıyorum ve önemli olan bu.
Hayat geçici.
Her zaman, herkes için.
Benim işim ölene kadar yaşamak.
Benim işim bedenimle barışmak, onu her şeyiyle sevmek
Böylelikle temelim sabit olduğunda, elimi güçlü ve cömert bir şekilde uzatabilirim.‘’

Bütün Türk Psikoloji Öğrencileri Çalışma Grubu ekibine, hayatıma dokunduğunuz, yolculuğuma eşlik ettiğiniz için teşekkürlerimle.
Yolunuz açık, geçtiğiniz köprüler sağlam, tüneller aydınlık olsun.

Yazar: Yasemin Toraman

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir