Davut’un Zaferiyle Gelen İlham

Filistî ve İsrail ordusu  birbirine bakan iki ayrı dağın üzerindeydi, aralarındaki vadi onların tek bariyeriydi. Filistî ordusundan bir ses yükseldi, sesin sahibi altı arşın bir karış (2.9 m) boylu bir Filistî askeriydi, başında tunçtan miğferi, ağırlığı beş bin şekel (57 kg) zırhı ve tüm görkemiyle: [“Neden çıkıp böyle savaş düzeni aldınız?” diye haykırdı.“Ben bir Filistî, siz de Saul’un kulları değil misiniz? Aranızdan birini seçin de karşıma çıksın. Eğer dövüşüp beni yere serebilirse, biz size kul oluruz. Ama eğer ben üstün gelir de onu yere serersem siz bize kul olup hizmet edersiniz.”] 1.Samuel 17:8-9 Meydan okuyorum, karşıma dövüşecek birini çıkartın dedi, karşı dağdan cevap gelmedi. Bu şekilde kırk gün devam etti, İsrail ordusu dehşet içindeydi.

İhtiyar Yesse’nin sekiz oğlu vardı, büyük üç oğlu Kral Saul’un İsrail ordusuna katılmıştı. En küçük oğlu Davut çobanlık yapar koyunları otlatmak için gider gelirdi. Bir gün koyunları başka bir çobana emanet ederek babasına geldi. Babası Davut’a abilerine göndermek üzere erzak verdi. Alana vardığında iki orduda da savaş düzenine geçmişi, erzağı bırakarak cepheye koştu. Golyat söylediklerini son kez tekrarladı, bunu duyan Davut neler olduğunu etrafındaki askerlere sordu, askerler cüsseli o adamı yere seren için kralın vereceği lütuflardan bahsederken abisi onu gördü ve çobanların yanında durması gerektiğini ona hatırlattı.

Michelangelo-Davut heykeli

Davut İsrail ordusunun komuta sahibine giderek Golyat ile dövüşmek istediğini dile getirdi, Soul onun genç ve tecrübesiz, Golyat’ın ise heybeti ve tecrübesinden bahsetti. Haklı görünüyordu da Davut genç ve çelimsizdi, üstelik savaş tecrübesi de yoktu. Çobanlık yaparken ayı ve aslanı yere serdiğinden bahsetti: “Beni aslanın ve ayının pençesinden kurtaran Yehova, bu Filistî’nin elinden de kurtaracaktır.” Bunun üzerine Saul Davut’a “O halde git, Yehova seninle olsun” dedi. 1. Samuel 17: 37

Saul kendi kıyafetlerini verdi, Davut miğfere ve zırha alışık değildi, ağırlığını kaldırarak yürümekte zorlandı bunun üzerine kıyafetleri çıkarma kararı aldı. Dereden beş düzgün taş aldı ve çoban dağarcığına koydu. Düşmanının yanına doğru yürümeye başladı.

Filistî askeri Golyat ona küçümseyerek baktı, gel bakalım diyerek haykırdı. “Sen benim üzerime kılıçla, mızrakla, kargıyla geliyorsun ama ben senin üzerine göklerin hâkimi Yehova’nın adıyla, meydan okuduğun İsrail ordusunun Tanrısının adıyla geliyorum” dedi.  1. Samuel 17: 45

Davut dağarcığından bir taş aldı ve sapanıyla taşı Galyot’un alnının ortasından vurdu, onu yüzüstü düşürdü. Yanında taşından başka silahı yoktu, Golyat’ın düşen koca bedeninin yanına gitti. Düşmanının kılıcı, son nefesini vermesinde aracı oldu. Savaş bir taş ve güçlü bir inançla son buldu.

Kral Saol savaşın kahramanının kim olduğu konusunda meraklandı. Komutan Abner, Davut’u Kral Saol’un huzuruna çıkardı. Delikanlı, sen kimin oğlusun dedi. Davut cevapladı: Ben Beytlehemli Yesse’nin oğluyum.

Rönesans’ın Evlatları: Donatello ve Mıchelangelo, Barok’un Ustası  Bernini

Kur’an, Tevrat ve İncil’de geçen bir olayı konu edinen üç heykeltraş ustasının ismini yâd edeceğiz: 17.yy. Roma’sında yaşayan Barok döneminin usta sanatçısı Gian Lorenzo Bernini, taşa ruhunu üfleyen Rönesans sanatçısı Michelangelo ve Rönesans’ın diğer evladı Donatello.

Rönesans (14.yy.-17.yy) dönemi Barok (16.yy.-18.yy) döneminin aksine sakinliğin, sabitliğin ve durgunluğun dönemidir. Dinginliğin yansımasını dönemin sanatçıları Michelangelo ve Donatello’nun Davut heykelinin mimiklerinde, jestlerinde ve giyiminde göze çarpmaktadır. Barok yalnızca bir andır, Rönesans ise sonsuzluktur.

Soldaki heykel  Michelangelo’nundur, Golyat’ın karşısına çıkmadan önceki karar sürecini bize anlatır, Rönesans heykelciliğini temsil eden bir örnektir aynı zamanda. Sakinlik ve durgunluk hakimdir, o an istediği kadar uzun sürebilir.  Bernini’nin heykelindeyse dağarcığından çıkarmış olduğu taşı Golyat’a fırlatmakta olduğu “an” canlandırılmıştır. Hareket ve hareketle gelen ışık oyunları hakimdir, kıyafet abartılıdır. Mimikler ve jestler çarpıcıdır, Rönesans’ın akılcılığının aksine duygular hakimdir.

Donatello, taşı attıktan sonra düşmanını yüzüstü düşüren, düşmanının kılıcıyla ona son nefesini verdirten Davut’u heykeline işlemiştir. Rönesans’ın tüm özellikleri Donatello’nun heykelinde de hakimdir. Sabit bir duruş, bir an değil sonsuzluk hüküm sürmektedir.

Davut’un attığı taş Bernini’nin, Michelangelo’nun ve Donatello’nun elinde yontularak şahesere dönüşmüştü. Golyat’ın alnına isabet eden o taş, sanatın gücüyle görkemli bir heykel olmuştu. Davut’un zaferi, sanatı taçlandırmıştı.

Yazar: Betül Beyza Gültekin

KAYNAK

  1. Samuel. (t.y.). Alınan yer https://www.jw.org/tr/kutuphane/kutsal-kitap/bi12/kitaplar/1-samuel/17/#v9017001-v9017054

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir