BİRLİK

1960’lı yıllar “bereket” dolu yıllardı. Edebiyat ve sinemanın etkisindeki dünyamız, sisteme ayak uydurmayı reddeden nice gençlerin kendilerini “gürültülü” bir şekilde ifade etmek istediği zamanlardı. Scorpions en iyilerindendi.

Ayvanın kendine ait tek bir mevsimi vardır. Fakat koca bir yıl öyle güzel dinlenmiş, keşfetmiş, moral depolamış ve sıkı bir çalışma planı oluşturmuştur ki turneye çıktığı bu kısıtlı birkaç ayda konsantre biçimde etki edeceği çok güzel planlar hazırlamıştır. Çayda bütünlemiştir önce insanları, kim nasıl tercih ederse etsin kendisinin yenmesine engel bir durum olmaması adına en iyi hitap edebileceği damak tadından yakalamaya çalışır. Şerbetli tatlıyla arası olmayanlara kartını uzatır ve diledikleri zaman bir mevsim uzaklıkta olduğunu belirterek ayva tatlısını önerir. Üstelik bir başkası gelene kadar onun yerine vekil öğretmenlik de yapar. Şehre ayak pardon kazan basar basmaz asırlık şehirli olan patates geldiğinde ise nazik bir biçimde el sıkışıp mıntıkasına geri dönmeye yola koyulur. Ayva birliktir, tarzları da  birleştirir sunumları da. Beklenendir, en az herkesin sevdiği bir şey vardır onda. İşte bu yüzden sayısız seçeneğinin hepsi, dev bir birliği oluşturur Scorpions gibi!

Başlangıcın iki anlamı vardır. Ya kurallara uygun bir biçimde başlanan şey bitirilir ve kenara konur ya da başlanan şeyin kendi içindeki devam hikayesinden çok hoşlanılır ve bir süreliğine bu dünya kendine rezervli hâle gelir. Peki, Scorpions’ın birliği nereden gelir? İngilizceyle sonradan tanışan bu Alman grubun, bu dili bilmeyen nice kişiye çok kolay bir şekilde ezberletmesi, türünün yaptığı müziğin her bir bestesini başka başka insana sevdirip herkese yetecek kadar dünyanın en lezzetli pastası, yani ayva olmasından mı kaynaklanır? Dört mevsim tazeliğini bozmayan ama kışa da ayrı yakışan ayva tadındaki epik ruhlu bu toplumsal grup, bireyi toplum; toplumu ise birey üzerinden anlayan sosyal psikoloji midir? 

Scorpions, anlamının aksine dünyanın en dost canlısı evcil yüreğimiz midir, bu ad ona müzik dünyasına aniden giren ve rakiplerini kısa bir süreliğine ortamdan uzaklaştırdığından komik bir şekilde ayrı mı yakışmaktadır?

Scorpions, tüm şarkılarını midesine oturmayacak kadar su içerek söyler. Grubun (buradaki grup tüm insanlıktır) en neşelisi, herkesi elinden zorla çekip çılgın fikirlerine katılması için ikna eder ve inanın bunu yaparken surat ifadesi hariç hiçbir şey sırıtmaz. Onun sırrı sır olmamasıdır. Hani bazı topluluklar vardır, oturup da bir kaç kelime konuşmazsınız ya da çarpışmaktan çekinirsiniz, kısıtlı konuşmalarda bile gerginlik vardır. Bu gerginliğin yarattığı negatif hisler, en ufak bir durumda alelacele yaratılmaya çalışılan üstünlük çabaları, hangimizin müzik zevki daha iyi, elegant kaliteli kavgaları, albümlerin ata dönüştürülerek her bir şarkının dörtnala koşturulmaya çalışılması… İşte, Scorpions tüm o anları eriten ve ortaklık kurulduğu anda her şeyin çok daha güzel olduğu zevktir. Suçsuz zevktir. Kabına sığmaz, sığsa da girmez. Çünkü enlerle hiçlerle bir işi, sözleşmesi yoktur, böbürlenilecek ya da tersi bir durum olmadığı gibi. Scorpions, sırasını bekleyendir. Zira sıra şarkılarındadır, beyaz pamuk (white dove) gibi yoğrulmuş yumuşaklığıyla yeni başlayan mezuniyet partisidir, ekole destek insanlık (humanity) dersidir, değişim rüzgarıdır (wind of change), daima bir yerlerde (always somewhere), hala sevdiğini (still loving you) bağırarak fısıldayandır…

DENİZ UĞUR ÇİL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.