Bilinçli Psikolojik Terapi

Psikoloji, insanı birey olarak inceleyen bir bilim dalıdır. Dolayısıyla insan olan her yerde psikolojinin de var olduğunu söyleyebiliriz. Buna rağmen psikolojinin felsefeden ayrılıp (Tüm pozitif bilimler felsefeden doğmuştur.) pozitif bilim haline gelme hikayesi Wilhelm Wundt’un 1879’da ilk psikoloji laboratuvarını kurmasıyla başlamıştır. Psikoloji, üzerine yapılan bilimsel çalışmaların ve teknolojinin gelişmesi sonucunda pozitif bilim dalları arasında yerini almıştır.

Her ne kadar günümüzde popüler ve literatürde çok kullanılan bir bilim olsa da geçmişte, Türkiye’de psikoloji ve psikologlar hakkındaki genel kanıyı (Ne yazık ki hala tam olarak bitmiş değil.) biliyoruz. Birçok bilinçlendirme politikası ve uluslararası etkileşim sonucunda nihayet toplum ‘kısmen’ bilinçlendi diyebiliriz. En azından ‘deli doktorundan’ psikologluğa terfi edebildik. Bu bilinçlenme beraberinde psikoloji biliminin Türkiye’de de popülerleşmesine ve günümüzde üniversitelerin en çok tercih edilen bölümleri arasına girmesine neden oldu.

Psikolojik Destek ve Terapi

Hand writing Time to Heal concept with blue marker on transparent wipe board.

Toplumun psikolojik destek almaktan eskisi kadar çekinmemesi hastanelerin psikolog ve psikiyatr kontenjanını artırmasına, birçok kliniğin kurulmasına ve ‘psikiyatri merkezlerinin’ açılmasına sebep oldu. Peki bu kliniklerde ve ‘psikiyatri merkezlerinde’ aldığımız terapi ne kadar doğru uygulanıyor? Doğru terapi süreci nasıl olmalı?

Bir psikolojik rahatsızlığı yüzeysel olarak ele alırsak ‘biyolojik ve davranışsal’ olmak üzere iki nedeni olduğunu görebiliriz. Bu iki olgu sürekli olarak birbirini etkiler. Örneği fobilerden verelim. Varsayalım ki örümcek fobimiz var (Doğru söylemek gerekirse bende de var.) ve yolda yürürken karşımıza sağlamından ikiye beş bir örümcek çıktı. Beyin kortizol salgılama emri vererek tepki verir (Biyolojik boyutu) ve zihnimiz salgılanan kortizolü örümcekle eşleştirir (Davranışsal boyutu). Eğer korkumuzla yüzleşmezsek (Örümceği öldürmezsek veya yanından rahatça geçip gitmezsek) zihnimiz her örümcek gördüğünde onu biraz daha yenilmez hale getirir.

Bu basite indirgenmiş iki olgu rahatsızlıkların temelini oluşturur. Genelde psikologlar rahatsızlıkların davranışsal boyutuna, psikiyatrlar biyolojik boyutuna odaklanır. Bundan dolayı terapi sürecinin psikoloğun ve psikiyatrın ortak çalışmasıyla yürütülmesi önemlidir. Davranışsal kaynaklı rahatsızlıklar psikolog tarafından, şizofreni veya bipolar bozukluk gibi biyolojik ve davranışsal kaynaklı, ilaç tedavisi gerektiren rahatsızlıklar psikolog ve psikiyatr ortaklığıyla tedavi edilmesi gereken hastalıklardır.

Gelişmiş ülkelerde yukarıda bahsettiğim psikolog-psikiyatr ortaklığına dayanan sistem başarılı bir şekilde uygulanmaktadır, ilaç tedavisinin uygulanması ve psikotik ilaç satımı konularında katı yasalar ve sıkı denetim vardır. Gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde ise bu sistemin uygulanamaması sorunun temelini oluşturuyor.

İki Ekmek Bir Kutu Antidepresan

310504

Bitirmeden önce yazıdaki giriş gelişme sonuç sırasını bozmak pahasına ilaç kullanımı konusu üzerine biraz daha yazmak istiyorum. İlaç kullanımı hakkında bilinçlendirme çalışmaları yapılsa da biz ısrarla hap yutmaya devam ediyoruz. Basit bir ağrı için bile ilaç alan biz, söz konusu psikolojik bir rahatsızlık olduğunda tabi ki tabletlere sarılmaktan çekinmiyoruz. Normalde reçeteye yazılırken çok dikkatli olunması gereken, beynin çalışma fonksiyonlarını önemli ölçüde değiştiren ve birçok yan etkisi olan psikotik ilaçlara kolayca ulaşabiliyoruz ve ülke olarak bolca kullanıyoruz. Psikotik ilaçların zararlarını tam olarak bilmememiz ve sonuca (iyileşmeye) kolayca ulaşmak istememiz bu yüksek oranın başlıca sebepleri. Hatta ve hatta sadece konsantrasyon artışı veya uyku getirmesi için bunları kullananlar var ki onlara bir reçete de ben yazmak istiyorum, “Lütfen bir an önce Google arama çubuğuna ‘Antidepresanın zararları’ yazın.”

Sonuç olarak önce kendimiz araştırarak, sonra da çevremizi elimizden geldiğince bilinçlendirerek kısa vadede daha kaliteli bir terapi süreci geçirme ihtimalimizi yükseltiriz, uzun vadede ise ülke içerisindeki psikolojik terapi sürecini kaliteli hale getirebiliriz.

YAZAR: Berkay ÇAKMAK

Berkay Çakmak

TPÖÇG Blog Yazarı | Başkent Üniversitesi Psikoloji Öğrencisi

Bilinçli Psikolojik Terapi” için bir yorum

  • 14 Eylül 2017 tarihinde, saat 19:38
    Permalink

    Bilinçsiz antidepresan kullanımı daha sonra bağımlı antidepresan kullanımına dönüşüyor. Çok doğru bilgiler. teşekkürler.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.