Beni Duyuyor Musun?

( Bu yazının okunma süresi ortalama 2 dakikadır. )


Sevgi, saygı, dürüstlük, emek, kıymet, samimiyet, sıcaklık, hatır ve aklınıza gelen daha nice güzellik… Ne kadar da zordu günümüzün modern insanında bulunması… Oysa birkaçından bile içimize birer nefes çekebilsek, ruhumuza bir işleyebilsek değişir miydi her şey? Ekmeğin pahalı, emeğin ucuz olduğu bir yüzyılda yaşıyoruz. Tüketmeye, hazıra konmaya, yalnızca almaya o kadar çok alıştık ki; ne yaratmaya ne de karşılıksız vermeye hevesimiz de sabrımız da yok. Takındığımız maskeler, üzerlerimize yapıştırdığımız etiketlerle gerçeklik kavramından çoğu zaman öyle uzağız ki; atan kalplerin varlığından, derin ruhlardan bir haber, ait hissedemediğimiz bir çağda etrafta koşturup duruyoruz. “Yapayalnız yaşıyor bu çağın insanı. Çünkü birlikte yürüyecek kadar güvenmiyor kimse birbirine.” diyordu Nuri Pakdil, bastırdığım o çığlığı iki cümleyle haykırıyordu.  

Hepimizin bir yolu bir hikayesi var. Peki bizler dinliyoruz ama duyuyor muyuz birbirimizi? Kafamızdaki dünyadan bir çıkıp da uzaktan şöyle bir bakıverelim kendimize. Hangimiz her gün birine selam verirken bunu kalpten yapıyor? Hangimiz “Nasılsın?” derken karşıdan gelebilecek iyi, kötü, yaralı bir cevabı dinlemeye hazır olabiliyor? Tutun yakalarından ve yüzleştirin hayatları. Belki çok tanıdık birini görüyormuş duygusuyla kaynardı ruhumuz. Kim bilir, belki de kendimizi bulacaktık bir diğerinin acısında, sevincinde.. 

Ne kayıplar yaşanmıştı kim bilir.. Ne yaslar  tutulmuştu ne sabırlar dilenmişti acılara..  Erkenden büyümek zorunda kalınmıştı, çocukluğunu kaybetmişti belki de. Belki de onca kalabalık arasında yapayalnız sıkışmıştı. Ne kaçışlar vardı apar topar, aslında kendinden kaçtığını bilmeden.. Ne kayboluşlar vardı sisli yollarda.. Kahkaha atılan bir anda gözlerin bir yerde sabitleşmesi.. Gülerken belki de gözyaşlarının acılarını sessizce bırakması.. Aldığın sevinçli haberle arkanı döndüğünde kimseyi bulamamak belki de.. Kaç gece gözlerin tavanda kalbin sızıylaydı.. Acıya alıştın değil mi? İnsan evladı bu, alışacak elbette her şeye. Kötülüklere sessiz kalabilecek kadar alışacak.. 

Mükemmelin peşine düşen zavallı günümüz insanı… Oysa tüm kusurlar güzel değil midir? Sevgi tüm kusurları kucaklamaz mı? Önemli olan mesafelerden çok bir insanı anlamaktaydı, fedakarlıktaydı. Etten kemikten bedenin içerisindeki yüreği çırılçıplak göğe açmaktaydı. Hayatı anlamlı kılan tek şey sevgidir. Birbirimize sahip değil de sadık olabilsek keşke. Fakat düşünen ve vicdan sahibi bir insan için bu hayat zordur değil mi?

İzliyordum hepimizi. Yüzümde masumane bir tebessüm, yüreğimde yargısızca bir şefkatle. Sadece olan bitene baktığım ya da güldüğüm zannediliyor belki. Kelimeler kifayetsiz kalıyordu oysaki, bundan daha fazlası olmalıydı. İnsan evladı bu kadar az olamazdı, daha fazlası vardı. Ben baktıkça zaman yavaşlıyordu, iliklerime kadar hissediyordum. Belli belirsiz bir aynaya dönüşüyordu yüzleri. Ben yüzeyinden baktıkça derinine iniyordum. Çünkü biliyordum, daha fazlası vardı. Her bir zerrede kendimi buluyordum. Bunca zamandır içimdeki çocuğun oynadığı saklambaç artık ebelemeceye dönüyordu. Bir ben bir siz ebe diyordunuz. Takip ediyorduk öylece. Her dokunuşta bir parçamı daha buluyordum. Yapboz kutusunun içindeki o binlerce parça gibi. Bazıları şıp diye yakalıyordu bir diğerinin boşluğundan. Bazılarıysa, aynı yapboz kutusundaki iki farklı parçaydı elbet. Ne yaparsan yap tamamlayamıyordun belki ama, seni yine de bir bütünün içinde kusursuz gösteriyordu. 

Elinde, var olanın farkına bir türlü varamayıp da, varlığının sonuna gelmenin ve ancak o zaman varlığından haberdar olmanın verdiği burukluk… Hayat plan dinlemiyordu. Yolların kimi zaman çıkmaza giriyordu. Akışa bırakmalıydı insan, akıntıya karşı yüzmemeliydi. Her kapı bir diğerini açtı bu hayatta. Her kalp bir diğerini yumuşattı. Belki bazen çok kırıp döktü ama varlığı da yokluğu da çok şey kattı. O kapılar da o kalpler de olmasaydı, sen şu anki sen olamayacaktın. 

Benim çokça “iyi ki”lerim oldu. 

İyi ki geldin, iyi ki oldu, iyi ki bitti, iyi ki gittin..

Ve benim işte böyle sessiz çığlıklarım var.
Söylesene şimdi, 

Beni duyuyor musun? 

Yazar: Ceren Bayram 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.