Başlangıç

Başlangıç: 09.13


Var olduğum halde, yok olduğumu düşünüp durdum 09.13 saatinde. Şaşkındım, geceleri alışılagelmiş bir düşünce bulutunun günün en başında düşüp aklıma konmasına… O kadar çok yorulmuşum ki, kendimi susturmaktan ve bir o kadar da ertelemekten. Her şey için ne güzel de vakitler yaratmışım, kendime gelince hep vaktim yokmuş. Herkese koştur koştur yetişmişim. Saatlerce, günlerce, hatta yıllarca bekleyip durmuşum… Yollarım bir tek kendime çıkmazmış meğer… Yaşamaya çalıştıkça, yaşamak yerine her şeyi yapmış, kendimi yaşamamışım. Kim kimi sever, kim neyi ister, kim neye kırılır diye düşünmekten bir çeyrek ömrümü tüketmeye ramak kala gün aydı… Şok etkisi yarattı. Düşündüm nereye kadar gider bu böyle? Ya bu deveyi güdeceğim ya da bu diyardan gideceğim diye uyandım sabahın köründe. Herkes gider dedim; o da, bu da, şu da. Peki ya sen nereye gideceksin?
Gitmek en cesaretsiz eylem. Hele ki arkandan el sallayacak biri yoksa, yürek yemiş derler ve cesaretinle alay ederler. Savaşacak mısın yoksa kaçacak mısın ya da her zamanki gibi oturup izleyecek misin?

 

İlk kez yürümeye başlayan bir çocuk gibi kalktım ayağa; korkak ama bir o kadar da istekli. Ne olacağını bilmiyorum. Düşsem de, yaralansam da zerre kadar umrumda değil. Yolun nereye gittiğine dair de en ufak bir fikrim yok. Tek bildiğim, ayaktayım, yürüyorum ve artık hiçbir şeyi ertelemiyorum. Herkese ama herkese verdiğim şansı, bugün kendime veriyorum. Bak burdayım! Yazıyorum, yaşıyorum. Deveyi, hayır hayır kendimi güdüyorum.


Yaşamının ilk günlerini cam fanusta geçiren bir bedenin yıllar sonra, titreye titreye bu düzene baş kaldırması da pek inancı gelmiyor bilmiyorum. Hadi canım, diye ertelemekten ve o bulutlardan yine kaçmaktan korkuyorum. Ama ben artık şemsiye açmak değil, yağmurda ıslanmak istiyorum. Bu sabah kırıp attım şemsiyeyi. Düzeni düzeltmeye olan inancım da korkum kadar gerçek.


Görünmez değilim. Burada bir ben var. Bana dair birçok güzellikleriyle karşımda duran bir ben var. Her güzelliğin yeşermesi için önce yağmura ihtiyacı var. Hangi çiçek, yağmuru sevmez. Hangi insan yağmurun kokusunda var olduğunu hatırlamaz. Yağmur kokusunu sadece yağmurlu günlerde hatırlamak değil, güneşin en tepede olduğu zamanda da gidiyorum yağmuru bulmaya. Islanmaya… Gün aydı bugün, ama yağmurda ıslandıktan sonra daha da ayacak günüm. Gün aydı!

 

Ben artık şemsiye açmak değil, yağmurda ıslanmak istiyorum!

 

Yazar: Sena Karaosmanoğlu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir