Aidiyet Yoksunluğu

Anlamsız doğan her güneş için kaleme alıyorum bu yazımı. Boşluğa uyanan ve boşlukta yaşayanlar için. Kaç güneşi daha anlamsızca dikecektik göğe? Kaç kere daha hiçliğe ait olarak uyanacaktık? Kargaşanın içinde kocaman sessizlikti bu hissettiğim. Ya hiç kimsesizdim ya da hiçbir yersiz. Açılan her kapıdan yabancı olarak içeri girip oturduğum bu kanepede, sessizce ve kimsesizce seyre daldım. Aklımda fütursuzca dolanan sorulara cevap arayan gözlerim, bitap düşüp kapanmaya başlıyordu. Bu çan sesi devir teslimin habercisiydi, gözlerim makamını zihnime bırakmaya hazırdı ve başladık. Ben mi farklıydım? Onlar mı aynıydı? Bunca zıt insan nasıl böyle aynı olmayı başarabilmişti. İşte o herkesin içinde hiç kimsesiz olandım ben. Peki ya neydi beni kimsesiz kılan, döndüğümde çalacak bir kapımın olmayışı mıydı?

“Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte, öyle tükettin demektir bütün yeryüzünü de.”

                                                        Konstantinos Kavafis

Hiçbir tat alamadan ısırdım elmayı, hiçbir zevk alamadan salladım salıncağı ve sindiremedim hiçbir kahkahayı. Böyle tükettim bütün yeryüzünü. Her şeye yabancılaşmak, bu şehre, bu insanlara ve sonunda hiçliğe ait hissetmek.

Güneşin şavkı vuruyordu aralanmakta olan gözlerime, elimde bir fenerle uyanmıştım. Oturduğum kanepeden doğrulup gündüz vakti elimde fenerle kendimi aramaya koyuldum. Kendimi arıyordum, hiçbir yere ait olamayan benliğimi arıyordum. Hiç düşündük mü aidiyet yoksunluğumuzun kendimizi bulamayışımızdan kaynaklı olabileceğini? Hiç aradık mı kendimizi? Dışımızda o kadar aradık ki kendimizi içimize dönüp bakmak aklımıza gelmedi. İçimize dönsek akıp yatağını bulacaktı benliğimiz. Karanlıkta el feneri ile aradık kendimizi. Halbuki gözlerimizi hiç açmamıştık ki. Gözlerimi kapamış içimdeki okyanusu seyrederken aklıma bir soru takıldı; gözlerimi açtığımda gerçekten görebilecek miydim? Ne malum gözlerimizi açtığımız, belki de açtığımızı sanıyorduk. Peki ya gözlerimizi körler ülkesinde açıyorsak? Belki de bundandır gündüz vakti elimde fenerle kendimi arayışım.

Aidiyet yoksunluğu yaşadığım dünyamda bulabilmiş miydim kendimi? Bulabilmiş veya bulamamıştım, bunun ne önemi var? Önemli olan uyanış ve arayıştı. Eğer sen de elinde bir fenerle uyanmayı başarmış, gündüz vakti kendini aramaya koyulmuşsan aidiyet yoksunluğu yaşayan benliğin akacak ve yatağını bulacaktır.

Yazar: Gizem Erdoğan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir